Elma suyu

Elma bağışıklık sistemini güçlendirici özelliği olan B3(Niasin) ve E vitamini, potasyum ve bol miktarda pektin içerir. Kan şekerini kontrol altında tutar. Ayrıca böbreklerin temizlenmesine yardımcı olur ve kolesterolü düşürür. Hastalanmamızda büyük rol oynayan bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar. Grip ve soğuk algınlığını tetikleyen bedensel ve zihinsel yorgunlukların giderilmesinde ise etkin rol oynar. Evinizde taze olarak hazırlayacağınız bu faydalı meyve suları siz ve aileniz için kış aylarının vazgeçilmez içecekleri olmalıdır.

Domates Suyu
C vitamininden zengin olan domates suyu, hem soğuk algınlığıyla savaşmanıza hem de hastalığı daha kolay atlatmanıza yardımcı olur. Domates suyu ayrıca beta karotenden de zengindir ve içinde buluna bu madde enfeksiyonlarla savaşan hücrelerin üretimini artırır. Kış boyunca hazır domates sularından tüketerek sağlıklı kalabilirsiniz. Sera üretilmiş domatesler yerine sağlıklı cam ambalajlardaki domates sularını tercih etmelisiniz…
Portakal Suyu

Bağışıklık sistemini güçlendirerek bizleri soğuk algınlığı ve gripten koruyan meyvelerin başında portakal gelir. İçerdiği C vitamini ve folik asit sayesinde öksürüğü azaltır. C vitamini vücutta depolanmadığından her gün alınması gerekir. Bunların dışında, portakal suyundaki bir antioksidan olan bioflavin damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller. Portakalda bulunan yüksek miktardaki potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olmakla kalmayıp aynı zamanda cildin kuruyup kırışıklıkların oluşmasını da engeller. Ayrıca, içerdiği vitaminler ve antioksidanlar sayesinde portakal, kanın pıhtılaşmasını engellemeye yardımcıdır, mide ve pankreas kanserlerine karşı koruyucudur.

Sarmısak

Bağışıklık sistemi için gerekli olan hücrelerin korunması ve yeniden yapılandırılmasını sağlar. Sarmısak son yıllarda yapılan birçok çalışma ile etkili bir besin olduğunu kanıtlamıştır. Sadece bağışıklık sistemi için değil diğer bir çok hastalık riskine karşı da koruyucu etkisinden yararlanabilmek için yemeklerinizde mutlaka sarımsak kullanmalısınız…

Yoğurt

Yapılan çalışmalarda günde 1 su bardağı yoğurt yiyen kişilerin yüzde 25 daha az soğuk algınlığı ile karşılaştığı bulunmuştur. Bazı araştırmalar ise yoğurdun virüslerin vücutta çoğalmasını engellediğini göstermiştir. Son zamanlarda ise iyice gündemde olan probiyotik yoğurtlar ve kefir ise bağırsak florasını koruyarak bağışıklık sisteminin gelişmesinde yardımcı rol alır. Bu nedenle beslenmede mutlaka yer alması gerekmektedir.

Kırmızı Et

Kırmızı et yüksek çinko kaynağıdır. Çinko hastalıklara karşı savunmada önemli rol alır. Kırmızı et demir bakımından da zengin bir besindir. Bu nedenle haftada 1- 2 kez yağsız kırmız et tüketmelisiniz. Hiçbir besini tamamen hayatınızdan çıkarmayın önemli olan çeşitlilik ve tükettiğiniz miktardır. Yağsız eti sebzelerle pişirerek besin değerini daha da fazla arttırmanız mümkündür.

Ton Balığı

Balık omega 3 yağ asitleri bakımından zengindir. Ton balığı ayrıca çinko, E vitamini ve selenyum içinde iyi kaynaklardır. Salatalarınızda kullanacağınız ton balığı öğününüzü zenginleştirip, salatanızın besin değerini de arttıracaktır. Çocuklar için hazırladığınız sandviçlerde kış boyu bol yeşillik ve ton balığı tercih etmelisiniz. Omega asitleri, çinko ve vitaminler vücut direncini arttırarak tüm aileniz için doğal koruyucu görevini yapar… Güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olabilmek için mutlaka beslenmenizi kontrol etmelisiniz. Dengesiz ve yetersiz beslenme sonucu bağışıklık sistemi zarar görür, bu durum hastalık riskini artırır. Kilo kontrolü, yeterli ve dengeli bir beslenme programı, aktif bir yaşam biçimi bağışıklık sisteminizi güçlendirir.

Meyve – Sebzeler
A ve C vitaminleri, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, iyot gibi mineraller içeren meyve ve sebzeler mevsiminde, taze ve/veya çiğ (ya da az pişirilmiş) olarak tüketildiklerinde vücudumuzu pek çok hastalığa karşı korurlar. Özellikle C vitamini kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur, fazla âdet kanaması olan kadınlarda kanamayı dengeler, bağışıklık sistemini güçlendirir, sinir sistemine iyi gelir, enfeksiyonlara karşı etkilidir. A vitamini de kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Kadınlarda A vitamini eksikliği adet kanamalarını artırır, cildi yaşlandırır, meme kanseri riskini arttırır. Potasyum vücuttaki sıvı dengesini sağlamaya yardım eder. Menopoza giren kadınlarda potasyum-sodyum dengesi bozulur (potasyum sodyum oranı 5:1 olmalı) ve kilo alırlar, tansiyonları yükselir, çabuk yorulurlar ve vücut dirençleri düşüktür. Kalsiyum ve magnezyum sakinleştirici özellikleri ile strese birebirdir (en iyi bitkisel kalsiyum kaynakları arasında brokoli, ıspanak, turp vardır). Çevresel kimyasal ve kanserojenlerden kurtulmanın bir yolu bol sebze ve meyve tüketmektir. Karaciğerde biriken bu toksinlerin temizlenmesi için özellikle lahana, brokoli, brüksel lahanası, biber, domates, portakal ve mandalina tüketilmeli, karaciğer fonksiyonunu artırmak için de diyette sarımsak, soğan, armut ve elmaya da bol bol yer verilmelidir. Yeterli Boron (günde 3 mg.) alınması menopoz sonrası kadınlarda östrojen dolaşımını artırır ve kalsiyumun vücuttan atılmasını engeller bu da kemik kaybını en aza indirir. En iyi boron kaynakları kuru erik, çilek, ayva, şeftali, kuru incir, lahana, hindiba, ve elmadır.
Tam Tahıllar
Tahıllar lif, protein, karbonhidrat, yağ, B ve E vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum, demir gibi zengin bir içeriğe sahiptir. Günümüzde pek çok kadın hormon dengesizlikleri nedeniyle kist ve miyomlardan şikayetçidir. Özellikle östrojen hormonunda görülen fazlalık ve eksiklikler bunun ana sebebidir. Tam tahıllar içerdikleri yüksek fitoöstrojen (bitkisel östrojen), lif, B ve E vitaminleri nedeniyle kadınlarda östrojen düzeyini dengelerler. Bunun yanında tam tahılların yüksek lif içeriği bağırsak sisteminin düzenli çalışmasını sağlar ve özellikle çevresel östrojenlerden (tarım ilaçları,gıdalardaki hormonlar gibi) kaynaklanan östrojen fazlalığının vücuttan atılmasına yardımcı olurlar. B ve E vitaminleri hormon dengesini sağlar. Ayrıca E vitamini menopoz sırasında yorgunluk, ateş ve sinir sistemindeki dengesizlikleri normale döndürür. Tam tahıllar kolesterolü düşürür, menopoz sonrası kalp krizi riskini azaltır ve kan şekerini dengeler. Tahıllarda olmayan amino asitler bakliyatlarda bolca bulunur ve beraber tüketildiklerinde (esmer pirinç- fasulye, mısır-barbunya gibi) amino asitlerin de eksiksiz olarak alınmasını sağlar.
Bakliyatlar
Protein, lif, karbonhidrat içeren bakliyatlarda B vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum ve demir bulunur. Kalsiyum ve magnezyum güçlü kemikler için gereklidir. Potasyum ise kalp atışlarını düzenler. Her üç mineral de sağlıklı kas gelişimi için önemlidir. B vitamini karaciğerin östrojen düzeyini dengelemesine yardım eder. Bakliyatlar çok iyi protein kaynağı olduklarından ve yağ-kolestrol içermediklerinden et ve ürünlerinin kısıtlı olduğu diyetlerde kaliteli protein kaynağı olarak tercih edilmelidir.Soya ürünleri kadınlar için özellikle önemlidir içerdikleri izoflavonlar yapısal olarak kadınlarda bulunan östrojen hormonuna benzeyen bitkisel östrojenlerdir. Hormon tedavisinde kullanılan ilaçlar gibi yan etkilerinin olmaması soya tüketimini daha da önemli kılar. Soya, özellikle hormona bağlı kanserlerde (kadınlarda rahim ve göğüs kanserleri), kalp hastalıklarında ve kemik erimesi riskine karşı faydalıdır.
Tohum ve Yemişler

Protein, yağ, lif, A, B, D ve E vitaminleri, kalsiyum, potasyum, magnezyum, demir, fosfor içeren tohum ve yemişlerde ayrıca Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri vardır. Özellikle menopozdan sonra vücuttaki östrojen seviyesi düştüğünden bu yağ asitlerinin tüketimi daha da önemlidir. En iyi Omega 6 kaynakları keten tohumu, kabak çekirdeği, ayçekirdeği, susam ve cevizdir. En çok Omega 3 ise keten tohumu, soya, ceviz, kabak çekirdeği ve yeşil yapraklı sebzelerde vardır. Pek çok tohum ve yemiş hayvansal gıdalardan daha yararlı kalsiyum kaynaklarıdır, çünkü daha az doymuş yağ içerdiklerinden kolesterolü etkilemezler.

www.ispanak.com.tr

 
Sundura Mah.Yazıcılar apt No:1 Kat:1 Hopa/Artvin